Memede tanı yöntemleri ve tanı
basamakları:
Meme hastalıklarına yaklaşımda ve
değerlendirmesinde, tanı basamakları
1) Klinik,
2) Radyolojik (görüntüleme yöntemleri)
3) Patolojik bakı olarak ele alınır.
Diğer sistemlerde olduğu gibi anamnez ve iyi
bir fizik bakı önemli ilk tanı basamağını
oluşturur. Memenin kendi kendine muayenesi
de bu basamak içinde yer alır. Buna göre
olguları asemptomatik ve memeye ait
semptom/ klinik bulgu gösteren olgular olarak
gruplandırmak gerekir. Daha sonra
uygulanacak olan görüntüleme yöntemleri
hastanın asemptomatik ya da semptomatik
olma durumuna ve yaşına göre belirlenir.
Fizik bakı ve görüntüleme bulgularının
değerlendirilmesinden sonra, kuşkulu
lezyonlarda üçüncü adım olarak sitolojik ya da
histolojik değerlendirmeye gidilir. Fizik bakı,
mammografi ve sitolojik inceleme üçlü test
olarak adlandırılır ve bulgular korele edilerek
yaklaşımda bulunulur.
Görüntüleme yöntemleri:
Memede görüntüleme yöntemlerinin kullanımı:
1. Asemptomatik kadınlarda, meme
kanseri için tarama amaçlı,
2. Semptomlu olgularda tanı ve tedavi
planlaması amaçlı,
3. Tedavi edilen olgularda izlem amaçlı
olmak üzere gruplanabilir.
Meme görüntüleme yöntemlerinden beklenen:
Yöntemin kolay uygulanabilmesi,
Tekrarlanabilir olması,
Duyarlılığı,
Özgül oluşu, ve
Maliyetidir.
Meme görüntülemesinde başarı, yöntemin
doğru seçimine, iyi tekniğe ve görüntülerin
doğru yorumlanmasına bağlıdır.
Günümüzde meme görüntülemesinde
kullanılan temel, vazgeçilmez yöntem
mammografidir ve yukarıda sayılan
görüntüleme yöntemlerinden beklenen
kriterleri en çok karşılayan yöntemdir. Rutinde
tek başına ya da mammografiyi tamamlayıcı
olarak sıkça kullanılan diğer yöntem
ultrasonografi (US) dir. Son yıllarda manyetik
rezonans görüntüleme (MRG) seçilmiş
olgularda başvurulan bir görüntüleme yöntemi
olarak memede kullanılmaktadır. Bunların
dışında üzerinde halen çalışılan farklı yeni
yöntemler vardır. Bunlar arasında
sintimammografi, dijital mammografi ve
pozitron emisyon tomografi (PET) sayılabilir.
Mammografi ve ultrasonografi temel olmak
üzere farklı yöntemlerin uygulanabildiği,
2
meme incelemesi yapılan merkezlere "meme
görüntüleme merkezi" denmektedir.
Mammografi:
Mammografi, memenin x ışını kullanılarak
özel yumuşak doku tekniği ile elde olunan film
görüntüsüdür ve özel cihazla gerçekleştirilir
(Resim 1). Yöntemde kullanılan x ışını miktarı
göz ardı edilecek derecede düşüktür.
Resim 1: Mammografi cihazı, çekim sırasında
memeye verilen pozisyon ve uygulanan
kompresyon görüntüsü.
Mammografi meme yakınması olan (kitle, ağrı
ya da meme başı akıntısı gibi) olgularda ya da
asemptomatik kadınlarda meme hastalığının
saptanmasında ve tanısında kullanılır.
Kullanım amacına göre tanısal mammografi ya
da tarama mammografi tanımlamaları yapılır.
Modern mammografi uygulamaları 1969'da,
memeye dedike cihazların geliştirilmesinden
bu yana yapılmaktadır. O tarihten itibaren çok
önemli teknik gelişmeler olmuştur ve
günümüzdeki düşük doz ile yüksek kalite
görüntülerin elde edildiği düzeye ulaşmıştır.
Bugünkü incelemeler kalite yönünden 1980 li
yıllardakinden bile farklılıklar göstermektedir.
Mammografi, bazı sınırlılıkları bulunmasına
karşın meme kanserinin saptanmasında halen
en etkin görüntüleme yöntemidir. Fizik
muayene bulguları olmaksızın yöntemin
duyarlılığı %85-90 oranlarındadır. Bu nedenle
yüksek kalitede mammografik incelemelere
dikkatli bir klinik bakıyı eklemek meme kanser
taraması için en yararlı yaklaşım olur.
Tetkik sırasında memeler komprese edilerek
dokular birbirinden uzaklaştırılır ve x ışını
dozu azaltılır. Bu işlem rahatsız edici gibi
görülse de iyi bir grafi elde olunması için
gereklidir.
Memenin normal radyoanatomisi kişiden
kişiye çok farklılıklar gösterir, bu nedenle
mammografik değerlendirme zor bir iştir.
Mammogramların değerlendirmesinde hastanın
eski grafileriyle karşılaştırma yapmak çok
yardımcıdır ve mutlaka hasta film arşivi olması
gerekir. Böylece meme yapısındaki küçük
değişiklikleri farkederek kanseri erken evrede
yakalamak mümkün olabilmektedir.
Mammografik bulgular:
Mammografide saptanan bulgular :
• Kalsifikasyon,
• Kitle,
• Asimetrik opasite,
• Yapısal distorsiyon,
• Dilate duktus ya da duktus grubu,
• Cilt veya meme başında çekinti/
kalınlaşma şeklinde olabilir.
Kalsifikasyonlar meme dokusu içindeki
kalsiyum birikimleridir ve makrokalsifikasyon
ve mikrokalsifikasyon olarak 2 grupta
incelenirler. Makrokalsifikasyonlar benign
durumlarda oluşur ve biyopsi gerektirmez.
Mikrokalsifikasyonlar ise çok küçük, 0.5 mm
nin altındaki boyutlarda görülen, grup yapmış
ya da dağınık izlenebilen kalsifik opasitelerdir.
Mikrokalsifikasyonlar meme kanserinin bir
Bulgusudur.
Resim 2: Malign mikrokalsifikasyonlar;
memenin üst kadranında bölgesel dağılmış
malign kriterler gösteren mikrokalsifikasyonlar
izleniyor.
benign meme hastalıklarında da
görülebilmektedir. Malignite kuşkusu
olduğunda biyopsi yapılması önerilir.
Mammografide görülen diğer önemli bir bulgu
kitledir. Kist ya da fibroadenom gibi benign
meme patolojileri ve kanserler kitle opasitesi
şeklinde ortaya çıkabilir . Kitlenin
boyut, şekil, kontur özelliği ve sayısı malignite
olasılığını belirlemede yardımcı kriterlerdir.
Kist ve solid kitle ayırımında meme ultrasonu
çok yardımcı olmaktadır.
Mammografi ile ilgili iki önemli noktayı
bilmek gerekir. Bunlar:
1. Mammografi duyarlılığı yüksek bir
tarama yöntemi olmakla beraber tüm
kanserleri saptayamaz.
2. Mammografi lezyonun tipik özellikleri
olmadığında gerçek tanısal bir inceleme
değildir.
4
Bazı benign ve malign lezyonlar benzer
morfolojik bulgular sergileyebilirler. Bu
nedenle mammografide malignite kuşkusu
taşıyan bir lezyon saptandığında, mutlaka
sitolojik ya da histolojik olarak değerlendirme
ile kesin tanıya gitmek gerekir.
Mammografi raporlarında, saptanan lezyonun
morfolojik özellikleri tanımlandıktan sonra,
lezyonun kuşku derecesi ve buna göre öneriler
belirtilir. Raporlamayı standardize etmek için
Amerikan Radyoloji Koleji tarafından 1993
yılında Breast Imaging Reporting and Data
System (BI-RADS) (Meme Görüntüleme
Raporlama ve Veri Sistemi) başlığı ile
değerlendirme kategorileri tanımlanmıştır.
BIRADS değerlendirme kategorileri:
Kategori Tanımlama
1 Normal mammogram
2 Benign bulgular
3 Olası benign bulgular; kısa süreli
takip önerilir
4 Kuşkulu bulgular; biyopsi önerilir
5 Çok kuşkulu malignite bulguları;
biyopsi ve tanı gereklidir
Tarama mammografisi: Meme kanserinde
erken tanı:
Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan
malignite türüdür ve tüm kadın kanserlerinin
%18 ini oluşturmaktadır. Her yıl dünyada 1
milyon yeni meme kanseri olgusu ortaya
çıkmaktadır. Meme kanserinde erken tanı
prognozu etkileyen en önemli etkendir.
Hastalığın erken evrede yakalanması ile tedavi
başarısı ve yaşam oranı artar. Tümör boyutu ve
daha önemlisi lenf bezi durumu meme
kanserinde yaşam süresini belirleyen primer
göstergelerdir. Lenf bezine yayılım
göstermeyen lokalize evrede 5 yıllık yaşam
oranı %97 iken, aksiller lenf bezlerine bölgesel
yayılım olduğunda bu oran %76 ya düşer.
Meme kanserinde erken tanıyı sağlayacak
yöntemler çok büyük önem taşır. Yapılan
çalışmalarda, erken evre nonpalpabl
lezyonların saptanmasında mammografi
etkinliği kanıtlanmış bir görüntüleme
yöntemidir. 1 cm ve altındaki küçük çaplı
tümörleri, insitu duktal karsinom evresindeki
lezyonları saptama gücüne sahiptir. Bu nedenle
asemptomatik olgularda meme kanserini ele
gelmediği küçük boyutlarda yakalayabilmek
için başvurulan en önemli tanı aracı TARAMA
MAMOGRAFİSİ dir. Mammografik tarama ile
saptanan meme kanseri olgularında
mortalitenin en az %25-30 oranında düştüğü
ortaya konmuştur.
Asemptomatik olgularda meme kanser
taraması günümüzde 3 test ile yapılmaktadır:
Memenin kendi kendine muayenesi, hekim
tarafından yapılan meme muayenesi ve tarama
mammografisi.
Tarama mammografisi standart olarak,
kraniokavdal ve mediolateral oblik iki
pozisyonda elde olunur.
Amerikan Kanser Derneği'nin asemptomatik
kadınlarda meme kanser tarama rehberindeki
önerileri şunlardır:
-20 yaş üzerinde tüm kadınlar, her ay kendi
kendine meme muayenesi yapmalıdır.
-20-39 yaş arası kadınlar, her 3 yılda bir
hekimin yapacağı meme muayenesinden
geçmelidir.
-40 yaş ve üzeri kadınlar her yıl meme
muayenesi ve her yıl mammografik inceleme
yaptırmalıdırlar.
Tarama programları uygulayan ülkelerde,
özellikle 40-50 yaş arası kadınlarda
mammografik tarama periyodları
değişebilmektedir. Genelikle 1-2 yıl arası
sürelerde yapılmaktadır.
Ülkemiz koşullarında ulusal bazda bir
mammografik tarama programı
bulunmamaktadır ve bunun için şartlar henüz
yeterli değildir. Ancak en azından meme
kanseri riski taşıyan kadınlarda düzenli
taramaların yapılması önem taşır. Hormon
replasman tedavisi uygulaması düşünülen
olgularda da tedaviye başlamadan önce ve
tedavi sürecinde mutlaka mammografik
kontroller yaptırılmalıdır.
Tanısal mammografi:
Meme yakınması olan kadınlarda ya da
taramada patolojik bir bulgu saptandığında,
mammografinin kullanımı tanısal mammografi
olarak adlandırılır. Burada incelenen patolojiye
göre standart pozisyonlara ek grafiler, spot ya
da büyütülmüş (magnifikasyon) görüntüler
alınabilir. Semptomatik olgularda
ultrasonografik incelemenin eklenmesi de
tanısal yaklaşımda yardımcıdır. Bu incelemeler
sonucunda lezyonda kanser kuşkusu olup
olmadığı belirlenir ve buna göre yönlendirme
yapılır.
Palpabl karsinomlu olgularda mammografinin
en önemli katkılarından biri tedavi
planlamasında olmaktadır. Memede lezyonun
boyut ve uzanımlarını göstermesi yanısıra, tek
odaklı ya da çok odaklı olma özelliğini
belirlemek mümkündür. Bu nedenle fizik bakı
bulgusu pozitif olan olgularda, biyopsi
işleminden önce meme görüntüleme
yöntemleri ile her iki memenin
değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi tedavinin
planlamasında fizik bakı yanısıra görüntüleme
bulguları yol göstericidir.
Meme ultrasonografisi:
Yüksek frekanslı ses dalgaları kullanılarak
gerçekleştirilen ve incelenen dokulardan
yansıyan sesin görüntüye dönüştürülmesi
prensibiyle çalışan ultrasonografi (US),
memenin önemli bir inceleme yöntemidir
(Resim 4).
Resim 4: Meme US uygulama görüntüsü.
6
Mammografiyi tamamlayıcı olarak ya da 35-40
yaş altındak kadınlarda çoğu zaman primer
görüntüleme yöntemi olarak kullanılır.
Ultrasonografinin kullanımı şu şekilde
özetlenebilir:
-Mammografide saptanan ya da ele gelen
kitlelerin kistik/solid ayırımında
mammografiyi tamamlayıcı bir yöntemdir
(Resim 5a,b). US ile kist tanısı %98-100
doğrulukla yapılabilmektedir.
-Meme ağrısı ve duyarlılığının
değerlendirilmesinde ve 35-40 yaş altı
kadınlarda primer görüntüleme yöntemi olarak
US kullanılır. Ultrasonografide solid kitle
saptanırsa ya da kuşkulu bulgular varsa
mammografi eklenir.
-Gebelerde ve laktasyon fazındaki memelerde
primer yöntem olarak US kullanılmaktadır.
-Dens, fibroglandüler dokulardan zengin
parankim yapısındaki memelerde
mammografiyi tamamlayıcı olarak kullanılır.
Doku opasiteleri ile örtülebilecek küçük
lezyonlar US ile ortaya çıkarılabilir.
-Erkek memesinin değerlendirmesinde US den
yararlanılır.
-Nonpalpabl lezyonların lokalizasyon-biyopsi
işlemlerinde de rehber olarak US kullanılabilir.
Bugün içi US nin tek başına meme tarama
yöntemi olarak kullanımda yeri yoktur.
Resim 5: Fizik bakıda ele gelen kitleler
sapanan olgu. A) Mammografide konturları
doku meme dokusu tarafından örtülen, birden
fazla sayıda kitle opasiteleri izleniyor. B) US
bakıda, yanyana görüntülenen iki kitleden
birinin kistik diğerinin solid iç yapıda olduğu
ayırt ediliyor. (Solid kitleden yapılan biyopsi
sonucu: invaziv duktal karsinom)
Yeni görüntüleme yöntemleri:
Mammografinin meme kanserinin erken
saptanmasındaki etkinliği kanıtlanmıştır.
Ancak hastalığı erken evrede yakalamak
yanısıra benign- malign ayırımını daha doğru
yapabilmek için yeni görüntüleme yöntemleri
üzerinde yoğun olarak çalışılmaktadır.
7
Radyolojik görüntüleme yöntemleri içinde yer
alan manyetik rezonans görüntüleme (MRG),
özellikle son 10-15 yıldaki teknik gelişmelerle
meme hastalıklarının tanısında kullanılmaya
başlamıştır. Ancak kullanımı bugün için sınırlı
olup, konvansiyonel yöntemlerle incelendikten
sonra gerek duyulan seçilmiş olgularda bu
yönteme başvurulabilir (Resim 6a,b).
Resim 6: Asemptomatik, tarama amacıyla
gelen olgu. A) Mammografide yoğun meme
dokuları arasında ayırt edilebilen kitle
izlenmiyor. B) Meme MRG tetkikinde, sağ
meme dış kadranda malign kitleye ait odak
şekilleniyor.
MRG dışında meme görüntülemesinde
üzerinde çalışılan diğer yeni yöntemler; dijital
mammografi, sintigrafi, pozitron emisyon
tomografi ve bilgisayar destekli tanı olarak
sayılabilir. Ancak bu yöntemlerin hepsi halen
çalışma aşamasındadır ve bugün için hiçbiri
konvansiyonel yöntemler olan mammografi ve
US nin yerini tutmaz.
Görüntüleme rehberliğinde lokalizasyon ve
biyopsi:
Mammografi meme kanserinin saptanmasında
sensitif bir yöntem olmasına karşın, spesifitesi
aynı oranda yüksek değildir. Mammografide
kanser kuşkusu gösteren bir bulgu saptanırsa
hücre ya da doku örneği alarak değerlendirme
yapılması ve kuşkulu odak için patolojik tanı
getirilmesi gerekir.
Ele gelmeyen kuşkulu lezyonlarda patolojik
tanı elde etmek için birkaç şekilde
yaklaşılabilir. Bunlar:
Mammografi ya da US eşliğinde lezyon
işaretlemesi (lokalizasyonu),
Stereotaktik mammografi ya da US
rehberliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi
(İİAB),
Stereotaktik mammografi ya da US
rehberliğinde kalın iğne biyopsileri
olabilir.
Görüntüleme eşliğinde işaretleme işleminde,
özel iğne-tel sistemleri kullanılarak kuşkulu
lezyon lokalize edilir. Mammografide özel
delikli kompresyon plağı ile lezyon
koordinatları bulunur ve iğne yerleştirilir
(Resim 7).
8
Resim 7: Ele gelmeyen lezyonlar için
mammografi eşliğinde işaretleme işlemi; özel
delikli plak ile koordinatların bulunması ve
yerleştirilen iğnenin görüntüsü.
Daha sonra işaretlenen lezyon cerrah
tarafından eksizyonel biyopsi ile çıkarılır ve
doku tanısı elde edilir (Resim 8a,b). İİAB ve
kalın iğne biyopsilerinde ise lezyondan hücre
ya da doku örnekleri alınır.
Resim 8: A) Tarama mammografisinde
saptanan küçük boyutta kitle opasitesi
izleniyor. B) İşaretlemeden sonra yapılan
eksizyonel biyopsi ile çıkarılan parçanın
mammografik görüntüsünde, kitlenin
çıkarıldığı anlaşılıyor.
GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİNİN
SEÇİMİ
Meme yakınması olmayan kadınlarda
tarama amaçlı görüntüleme:
-40 yaş altında, risk faktörü olmayan
kadınlarda ------ Tarama mammografisine
gerek yoktur.
(Genetik olarak yüksek risk taşıyan olgularda
taramalar daha erken yaşta başlayabilir)
-40 yaş üzeri kadınlarda ------ Yıllık
periyodlarla tarama mammografisi önerilir.
(40-50 yaşlar arasında 1-2 yıllık periyodda
uygulanabilir)
Memede kitle ele gelen olgularda
görüntüleme yöntemlerinin kullanımı:
-20 yaş altında ------ yalnızca US yapılır.
-35-40 yaş altında ------ ilk değerlendirme US
ile yapılır. US bakıda kist saptanırsa başka bir
görüntüleme gerekmez. Ancak US bakıda solid
kitle ve kuşkulu bir görünüm saptanırsa ya da
fizik bakı bulguları US ile açıklanamazsa
mammografi eklenir.
-40 yaş üzerinde ------ mammografik inceleme
yapılır. Gerek duyulursa US bakı eklenir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder