20 Kasım 2010 Cumartesi

Meme hastalıkları görüntüleme

Memede tanı yöntemleri ve tanı

basamakları:

Meme hastalıklarına yaklaşımda ve

değerlendirmesinde, tanı basamakları

1) Klinik,

2) Radyolojik (görüntüleme yöntemleri)

3) Patolojik bakı olarak ele alınır.

Diğer sistemlerde olduğu gibi anamnez ve iyi

bir fizik bakı önemli ilk tanı basamağını

oluşturur. Memenin kendi kendine muayenesi

de bu basamak içinde yer alır. Buna göre

olguları asemptomatik ve memeye ait

semptom/ klinik bulgu gösteren olgular olarak

gruplandırmak gerekir. Daha sonra

uygulanacak olan görüntüleme yöntemleri

hastanın asemptomatik ya da semptomatik

olma durumuna ve yaşına göre belirlenir.

Fizik bakı ve görüntüleme bulgularının

değerlendirilmesinden sonra, kuşkulu

lezyonlarda üçüncü adım olarak sitolojik ya da

histolojik değerlendirmeye gidilir. Fizik bakı,

mammografi ve sitolojik inceleme üçlü test

olarak adlandırılır ve bulgular korele edilerek

yaklaşımda bulunulur.

Görüntüleme yöntemleri:

Memede görüntüleme yöntemlerinin kullanımı:

1. Asemptomatik kadınlarda, meme

kanseri için tarama amaçlı,

2. Semptomlu olgularda tanı ve tedavi

planlaması amaçlı,

3. Tedavi edilen olgularda izlem amaçlı

olmak üzere gruplanabilir.

Meme görüntüleme yöntemlerinden beklenen:

Yöntemin kolay uygulanabilmesi,

Tekrarlanabilir olması,

Duyarlılığı,

Özgül oluşu, ve

Maliyetidir.

Meme görüntülemesinde başarı, yöntemin

doğru seçimine, iyi tekniğe ve görüntülerin

doğru yorumlanmasına bağlıdır.

Günümüzde meme görüntülemesinde

kullanılan temel, vazgeçilmez yöntem

mammografidir ve yukarıda sayılan

görüntüleme yöntemlerinden beklenen

kriterleri en çok karşılayan yöntemdir. Rutinde

tek başına ya da mammografiyi tamamlayıcı

olarak sıkça kullanılan diğer yöntem

ultrasonografi (US) dir. Son yıllarda manyetik

rezonans görüntüleme (MRG) seçilmiş

olgularda başvurulan bir görüntüleme yöntemi

olarak memede kullanılmaktadır. Bunların

dışında üzerinde halen çalışılan farklı yeni

yöntemler vardır. Bunlar arasında

sintimammografi, dijital mammografi ve

pozitron emisyon tomografi (PET) sayılabilir.

Mammografi ve ultrasonografi temel olmak

üzere farklı yöntemlerin uygulanabildiği,

2

meme incelemesi yapılan merkezlere "meme

görüntüleme merkezi" denmektedir.

Mammografi:

Mammografi, memenin x ışını kullanılarak

özel yumuşak doku tekniği ile elde olunan film

görüntüsüdür ve özel cihazla gerçekleştirilir

(Resim 1). Yöntemde kullanılan x ışını miktarı

göz ardı edilecek derecede düşüktür.

Resim 1: Mammografi cihazı, çekim sırasında

memeye verilen pozisyon ve uygulanan

kompresyon görüntüsü.

Mammografi meme yakınması olan (kitle, ağrı

ya da meme başı akıntısı gibi) olgularda ya da

asemptomatik kadınlarda meme hastalığının

saptanmasında ve tanısında kullanılır.

Kullanım amacına göre tanısal mammografi ya

da tarama mammografi tanımlamaları yapılır.

Modern mammografi uygulamaları 1969'da,

memeye dedike cihazların geliştirilmesinden

bu yana yapılmaktadır. O tarihten itibaren çok

önemli teknik gelişmeler olmuştur ve

günümüzdeki düşük doz ile yüksek kalite

görüntülerin elde edildiği düzeye ulaşmıştır.

Bugünkü incelemeler kalite yönünden 1980 li

yıllardakinden bile farklılıklar göstermektedir.

Mammografi, bazı sınırlılıkları bulunmasına

karşın meme kanserinin saptanmasında halen

en etkin görüntüleme yöntemidir. Fizik

muayene bulguları olmaksızın yöntemin

duyarlılığı %85-90 oranlarındadır. Bu nedenle

yüksek kalitede mammografik incelemelere

dikkatli bir klinik bakıyı eklemek meme kanser

taraması için en yararlı yaklaşım olur.

Tetkik sırasında memeler komprese edilerek

dokular birbirinden uzaklaştırılır ve x ışını

dozu azaltılır. Bu işlem rahatsız edici gibi

görülse de iyi bir grafi elde olunması için

gereklidir.

Memenin normal radyoanatomisi kişiden

kişiye çok farklılıklar gösterir, bu nedenle

mammografik değerlendirme zor bir iştir.

Mammogramların değerlendirmesinde hastanın

eski grafileriyle karşılaştırma yapmak çok

yardımcıdır ve mutlaka hasta film arşivi olması

gerekir. Böylece meme yapısındaki küçük

değişiklikleri farkederek kanseri erken evrede

yakalamak mümkün olabilmektedir.

Mammografik bulgular:

Mammografide saptanan bulgular :

Kalsifikasyon,

Kitle,

Asimetrik opasite,

Yapısal distorsiyon,

Dilate duktus ya da duktus grubu,

Cilt veya meme başında çekinti/

kalınlaşma şeklinde olabilir.

Kalsifikasyonlar meme dokusu içindeki

kalsiyum birikimleridir ve makrokalsifikasyon

ve mikrokalsifikasyon olarak 2 grupta

incelenirler. Makrokalsifikasyonlar benign

durumlarda oluşur ve biyopsi gerektirmez.

Mikrokalsifikasyonlar ise çok küçük, 0.5 mm

nin altındaki boyutlarda görülen, grup yapmış

ya da dağınık izlenebilen kalsifik opasitelerdir.

Mikrokalsifikasyonlar meme kanserinin bir

Bulgusudur.

Resim 2: Malign mikrokalsifikasyonlar;

memenin üst kadranında bölgesel dağılmış

malign kriterler gösteren mikrokalsifikasyonlar

izleniyor.

benign meme hastalıklarında da

görülebilmektedir. Malignite kuşkusu

olduğunda biyopsi yapılması önerilir.

Mammografide görülen diğer önemli bir bulgu

kitledir. Kist ya da fibroadenom gibi benign

meme patolojileri ve kanserler kitle opasitesi

şeklinde ortaya çıkabilir . Kitlenin

boyut, şekil, kontur özelliği ve sayısı malignite

olasılığını belirlemede yardımcı kriterlerdir.

Kist ve solid kitle ayırımında meme ultrasonu

çok yardımcı olmaktadır.

Mammografi ile ilgili iki önemli noktayı

bilmek gerekir. Bunlar:

1. Mammografi duyarlılığı yüksek bir

tarama yöntemi olmakla beraber tüm

kanserleri saptayamaz.

2. Mammografi lezyonun tipik özellikleri

olmadığında gerçek tanısal bir inceleme

değildir.

4

Bazı benign ve malign lezyonlar benzer

morfolojik bulgular sergileyebilirler. Bu

nedenle mammografide malignite kuşkusu

taşıyan bir lezyon saptandığında, mutlaka

sitolojik ya da histolojik olarak değerlendirme

ile kesin tanıya gitmek gerekir.

Mammografi raporlarında, saptanan lezyonun

morfolojik özellikleri tanımlandıktan sonra,

lezyonun kuşku derecesi ve buna göre öneriler

belirtilir. Raporlamayı standardize etmek için

Amerikan Radyoloji Koleji tarafından 1993

yılında Breast Imaging Reporting and Data

System (BI-RADS) (Meme Görüntüleme

Raporlama ve Veri Sistemi) başlığı ile

değerlendirme kategorileri tanımlanmıştır.

BIRADS değerlendirme kategorileri:

Kategori Tanımlama

1 Normal mammogram

2 Benign bulgular

3 Olası benign bulgular; kısa süreli

takip önerilir

4 Kuşkulu bulgular; biyopsi önerilir

5 Çok kuşkulu malignite bulguları;

biyopsi ve tanı gereklidir

Tarama mammografisi: Meme kanserinde

erken tanı:

Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan

malignite türüdür ve tüm kadın kanserlerinin

%18 ini oluşturmaktadır. Her yıl dünyada 1

milyon yeni meme kanseri olgusu ortaya

çıkmaktadır. Meme kanserinde erken tanı

prognozu etkileyen en önemli etkendir.

Hastalığın erken evrede yakalanması ile tedavi

başarısı ve yaşam oranı artar. Tümör boyutu ve

daha önemlisi lenf bezi durumu meme

kanserinde yaşam süresini belirleyen primer

göstergelerdir. Lenf bezine yayılım

göstermeyen lokalize evrede 5 yıllık yaşam

oranı %97 iken, aksiller lenf bezlerine bölgesel

yayılım olduğunda bu oran %76 ya düşer.

Meme kanserinde erken tanıyı sağlayacak

yöntemler çok büyük önem taşır. Yapılan

çalışmalarda, erken evre nonpalpabl

lezyonların saptanmasında mammografi

etkinliği kanıtlanmış bir görüntüleme

yöntemidir. 1 cm ve altındaki küçük çaplı

tümörleri, insitu duktal karsinom evresindeki

lezyonları saptama gücüne sahiptir. Bu nedenle

asemptomatik olgularda meme kanserini ele

gelmediği küçük boyutlarda yakalayabilmek

için başvurulan en önemli tanı aracı TARAMA

MAMOGRAFİSİ dir. Mammografik tarama ile

saptanan meme kanseri olgularında

mortalitenin en az %25-30 oranında düştüğü

ortaya konmuştur.

Asemptomatik olgularda meme kanser

taraması günümüzde 3 test ile yapılmaktadır:

Memenin kendi kendine muayenesi, hekim

tarafından yapılan meme muayenesi ve tarama

mammografisi.

Tarama mammografisi standart olarak,

kraniokavdal ve mediolateral oblik iki

pozisyonda elde olunur.

Amerikan Kanser Derneği'nin asemptomatik

kadınlarda meme kanser tarama rehberindeki

önerileri şunlardır:

-20 yaş üzerinde tüm kadınlar, her ay kendi

kendine meme muayenesi yapmalıdır.

-20-39 yaş arası kadınlar, her 3 yılda bir

hekimin yapacağı meme muayenesinden

geçmelidir.

-40 yaş ve üzeri kadınlar her yıl meme

muayenesi ve her yıl mammografik inceleme

yaptırmalıdırlar.

Tarama programları uygulayan ülkelerde,

özellikle 40-50 yaş arası kadınlarda

mammografik tarama periyodları

değişebilmektedir. Genelikle 1-2 yıl arası

sürelerde yapılmaktadır.

Ülkemiz koşullarında ulusal bazda bir

mammografik tarama programı

bulunmamaktadır ve bunun için şartlar henüz

yeterli değildir. Ancak en azından meme

kanseri riski taşıyan kadınlarda düzenli

taramaların yapılması önem taşır. Hormon

replasman tedavisi uygulaması düşünülen

olgularda da tedaviye başlamadan önce ve

tedavi sürecinde mutlaka mammografik

kontroller yaptırılmalıdır.

Tanısal mammografi:

Meme yakınması olan kadınlarda ya da

taramada patolojik bir bulgu saptandığında,

mammografinin kullanımı tanısal mammografi

olarak adlandırılır. Burada incelenen patolojiye

göre standart pozisyonlara ek grafiler, spot ya

da büyütülmüş (magnifikasyon) görüntüler

alınabilir. Semptomatik olgularda

ultrasonografik incelemenin eklenmesi de

tanısal yaklaşımda yardımcıdır. Bu incelemeler

sonucunda lezyonda kanser kuşkusu olup

olmadığı belirlenir ve buna göre yönlendirme

yapılır.

Palpabl karsinomlu olgularda mammografinin

en önemli katkılarından biri tedavi

planlamasında olmaktadır. Memede lezyonun

boyut ve uzanımlarını göstermesi yanısıra, tek

odaklı ya da çok odaklı olma özelliğini

belirlemek mümkündür. Bu nedenle fizik bakı

bulgusu pozitif olan olgularda, biyopsi

işleminden önce meme görüntüleme

yöntemleri ile her iki memenin

değerlendirilmesi gerekir. Cerrahi tedavinin

planlamasında fizik bakı yanısıra görüntüleme

bulguları yol göstericidir.

Meme ultrasonografisi:

Yüksek frekanslı ses dalgaları kullanılarak

gerçekleştirilen ve incelenen dokulardan

yansıyan sesin görüntüye dönüştürülmesi

prensibiyle çalışan ultrasonografi (US),

memenin önemli bir inceleme yöntemidir

(Resim 4).

Resim 4: Meme US uygulama görüntüsü.

6

Mammografiyi tamamlayıcı olarak ya da 35-40

yaş altındak kadınlarda çoğu zaman primer

görüntüleme yöntemi olarak kullanılır.

Ultrasonografinin kullanımı şu şekilde

özetlenebilir:

-Mammografide saptanan ya da ele gelen

kitlelerin kistik/solid ayırımında

mammografiyi tamamlayıcı bir yöntemdir

(Resim 5a,b). US ile kist tanısı %98-100

doğrulukla yapılabilmektedir.

-Meme ağrısı ve duyarlılığının

değerlendirilmesinde ve 35-40 yaş altı

kadınlarda primer görüntüleme yöntemi olarak

US kullanılır. Ultrasonografide solid kitle

saptanırsa ya da kuşkulu bulgular varsa

mammografi eklenir.

-Gebelerde ve laktasyon fazındaki memelerde

primer yöntem olarak US kullanılmaktadır.

-Dens, fibroglandüler dokulardan zengin

parankim yapısındaki memelerde

mammografiyi tamamlayıcı olarak kullanılır.

Doku opasiteleri ile örtülebilecek küçük

lezyonlar US ile ortaya çıkarılabilir.

-Erkek memesinin değerlendirmesinde US den

yararlanılır.

-Nonpalpabl lezyonların lokalizasyon-biyopsi

işlemlerinde de rehber olarak US kullanılabilir.

Bugün içi US nin tek başına meme tarama

yöntemi olarak kullanımda yeri yoktur.

Resim 5: Fizik bakıda ele gelen kitleler

sapanan olgu. A) Mammografide konturları

doku meme dokusu tarafından örtülen, birden

fazla sayıda kitle opasiteleri izleniyor. B) US

bakıda, yanyana görüntülenen iki kitleden

birinin kistik diğerinin solid iç yapıda olduğu

ayırt ediliyor. (Solid kitleden yapılan biyopsi

sonucu: invaziv duktal karsinom)

Yeni görüntüleme yöntemleri:

Mammografinin meme kanserinin erken

saptanmasındaki etkinliği kanıtlanmıştır.

Ancak hastalığı erken evrede yakalamak

yanısıra benign- malign ayırımını daha doğru

yapabilmek için yeni görüntüleme yöntemleri

üzerinde yoğun olarak çalışılmaktadır.

7

Radyolojik görüntüleme yöntemleri içinde yer

alan manyetik rezonans görüntüleme (MRG),

özellikle son 10-15 yıldaki teknik gelişmelerle

meme hastalıklarının tanısında kullanılmaya

başlamıştır. Ancak kullanımı bugün için sınırlı

olup, konvansiyonel yöntemlerle incelendikten

sonra gerek duyulan seçilmiş olgularda bu

yönteme başvurulabilir (Resim 6a,b).

Resim 6: Asemptomatik, tarama amacıyla

gelen olgu. A) Mammografide yoğun meme

dokuları arasında ayırt edilebilen kitle

izlenmiyor. B) Meme MRG tetkikinde, sağ

meme dış kadranda malign kitleye ait odak

şekilleniyor.

MRG dışında meme görüntülemesinde

üzerinde çalışılan diğer yeni yöntemler; dijital

mammografi, sintigrafi, pozitron emisyon

tomografi ve bilgisayar destekli tanı olarak

sayılabilir. Ancak bu yöntemlerin hepsi halen

çalışma aşamasındadır ve bugün için hiçbiri

konvansiyonel yöntemler olan mammografi ve

US nin yerini tutmaz.

Görüntüleme rehberliğinde lokalizasyon ve

biyopsi:

Mammografi meme kanserinin saptanmasında

sensitif bir yöntem olmasına karşın, spesifitesi

aynı oranda yüksek değildir. Mammografide

kanser kuşkusu gösteren bir bulgu saptanırsa

hücre ya da doku örneği alarak değerlendirme

yapılması ve kuşkulu odak için patolojik tanı

getirilmesi gerekir.

Ele gelmeyen kuşkulu lezyonlarda patolojik

tanı elde etmek için birkaç şekilde

yaklaşılabilir. Bunlar:

Mammografi ya da US eşliğinde lezyon

işaretlemesi (lokalizasyonu),

Stereotaktik mammografi ya da US

rehberliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi

(İİAB),

Stereotaktik mammografi ya da US

rehberliğinde kalın iğne biyopsileri

olabilir.

Görüntüleme eşliğinde işaretleme işleminde,

özel iğne-tel sistemleri kullanılarak kuşkulu

lezyon lokalize edilir. Mammografide özel

delikli kompresyon plağı ile lezyon

koordinatları bulunur ve iğne yerleştirilir

(Resim 7).

8

Resim 7: Ele gelmeyen lezyonlar için

mammografi eşliğinde işaretleme işlemi; özel

delikli plak ile koordinatların bulunması ve

yerleştirilen iğnenin görüntüsü.

Daha sonra işaretlenen lezyon cerrah

tarafından eksizyonel biyopsi ile çıkarılır ve

doku tanısı elde edilir (Resim 8a,b). İİAB ve

kalın iğne biyopsilerinde ise lezyondan hücre

ya da doku örnekleri alınır.

Resim 8: A) Tarama mammografisinde

saptanan küçük boyutta kitle opasitesi

izleniyor. B) İşaretlemeden sonra yapılan

eksizyonel biyopsi ile çıkarılan parçanın

mammografik görüntüsünde, kitlenin

çıkarıldığı anlaşılıyor.

GÖRÜNTÜLEME YÖNTEMLERİNİN

SEÇİMİ

Meme yakınması olmayan kadınlarda

tarama amaçlı görüntüleme:

-40 yaş altında, risk faktörü olmayan

kadınlarda ------ Tarama mammografisine

gerek yoktur.

(Genetik olarak yüksek risk taşıyan olgularda

taramalar daha erken yaşta başlayabilir)

-40 yaş üzeri kadınlarda ------ Yıllık

periyodlarla tarama mammografisi önerilir.

(40-50 yaşlar arasında 1-2 yıllık periyodda

uygulanabilir)

Memede kitle ele gelen olgularda

görüntüleme yöntemlerinin kullanımı:

-20 yaş altında ------ yalnızca US yapılır.

-35-40 yaş altında ------ ilk değerlendirme US

ile yapılır. US bakıda kist saptanırsa başka bir

görüntüleme gerekmez. Ancak US bakıda solid

kitle ve kuşkulu bir görünüm saptanırsa ya da

fizik bakı bulguları US ile açıklanamazsa

mammografi eklenir.

-40 yaş üzerinde ------ mammografik inceleme

yapılır. Gerek duyulursa US bakı eklenir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder